• BIST 81.835
  • Altın 146,097
  • Dolar 3,7748
  • Euro 3,9972
  • Kayseri : 0 °C
  • Ankara : 2 °C
  • İstanbul : 6 °C

Yargı korkusuzca görevini yapıyor

Yargı korkusuzca görevini yapıyor
Başbakan Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında, isim belirtmeden eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un tutuklandığı davayla ilgili önemli mesajlar verdi.
Yargının korkusuzca işini yapmaya devam ettiğini vurgulayan Erdoğan, kimsenin yargıya müdahale edemeyeceğinin altını çizdi. Hazırlanan 'İnternet Andıcı'nın hedeflerinden birinin de kendileri olduğunu ve kurulan bu sitelerle partilerinin kapatılmak istendiğini hatırlatan Başbakan, "Andıççılar eski Türkiye manzarası. Darbeci, vesayetçi anlayışla hesaplaşmadan ileri demokrasiye ulaşmanın yolu yoktur." dedi. 'Artık devletçi oldukları' yönündeki eleştirilere karşı çıkan Erdoğan, milletin yanında, statükonun karşısında yer aldıklarını ve bu çizgilerinden sapma olmadığını kaydetti. Bundan da asla geriye dönüş olmayacağının teminatını verdi: "9 yıllık iktidarımızda çeteler, kendini 'devlet yerine koyan' örgütler ve faili meçhullerle mücadele ettik. Biz, bize yaşatılanları asla unutmadık."

Başbakan Tayyip Erdoğan, parti grubunda yaptığı konuşmada 12 Eylül iddianamesinin kabul edilmesine de temas etti. "Darbeci, vesayetçi anlayışla hesaplaşmadan ileri demokrasiye ulaşabilme imkânı yoktur." diyen Erdoğan, meselelerinin kişilerle değil demokrasi karşıtı zihniyetle hesaplaşmak olduğunu vurguladı. Hükümet olarak siyasî zeminde bu anlayışın yanlışlarını ortaya koyarken yargının da kendi açısından olayları aydınlatmaya çalıştığını anlattı. Erdoğan, şöyle devam etti: "Çeteler, mafya, darbeciler, diktacılar, andıççılar eski Türkiye manzarasıdır. Yeni Türkiye artık ileri demokrasiyle, hukuk devleti anlayışıyla, sivilleşmeyle şekilleniyor. Bugün memnuniyetle görüyoruz ki Türkiye'de demokrasi, millet iradesi güç kazanıyor, hakimiyet-i milliye anlam kazanıyor."

Başbakan Erdoğan, konuşmasına özetle şöyle devam etti:

İddialar mutlaka açıklığa kavuşturulmalı: Ortada bir kısım iddialar, ciddi suçlamalar bulunuyor. Bunların tüm boyutlarıyla aydınlatılmasını beklemek hepimizin hakkıdır. Nitekim bir kısım davalarda ortaya konulan iddialar doğrudan demokratik yönetimi, siyasî iktidarı alaşağı etmek gibi çok ciddi ve mutlaka açıklığa kavuşturulması gereken iddialardır. AK Parti'yi karalamaya yönelik girişimleri konu alan iddialar da demokrasimiz adına kesinlikle aydınlığa kavuşturulmalıdır.

Partimiz, gazete kupürleriyle kapatılmak istendi: Öyle bir ülkeydi ki önce gazeteciye haber yazdırıyor, sonra o haberi iddianameye delil olarak koyup parti kapatıyorlardı. Bunları da yaşadık. Bunu AK Parti yaşadı. İktidarda olduğu halde, milletin yarısının oyunu aldığı halde, gazete kupürleriyle bu parti kapatılmak istendi.

Danıştay saldırısının faturasını bize kesmek istediler: Devletin adını kullanarak nice yanlışlar, nice haksızlıklar yapıldı. Kendisini devlet sanan, derin devlet sananların yaptığı haksızlıklar, milletin zihnindeki devlet imajını bozdu. Kurumları kendi hedef ve amaçları için, kör ideolojileri için, menfaatleri için kullananlar en büyük zararı bu kurumlara verdiler. Bugün demokrasi adına, hukuk adına, milli irade adına bir arınma süreci yaşıyoruz. Devlet algısını düzeltecek, kurumsal itibarı tazeleyecek bu süreç demokrasimiz adına umut verici, güven vericidir.

Bize yaşatılanları unutmadık: Bizim davamız, hareketimiz, bütün hayatımız zorba, ceberut, yasakçı statükoya karşı mücadeleyle geçti. Biz her zaman demokrasiyi, sivilleşmeyi savunduk. AK Parti'nin temel misyonu; milletin iradesi önünde değişimi ve demokratikleşmeyi gerçekleştirmektir. AK Parti olarak bizim varlık sebebimiz budur. Biz, bize yaşatılanları asla unutmadık ve bize yaşatılanların başkalarına reva görülmesine de asla rıza göstermedik.

BDP üzerinden Fenerbahçe mesajı: (BDP'nin kapatılacağı iddiaları üzerine) Biz gerçek kişilerin cezalandırılmasından yanayız, tüzel kişiliklerin yani partilerin kapatılmasından yana değiliz. Kesinlikle partilerin kapatılmasına karşıyız. Eğer Tayyip Erdoğan suç işliyorsa bedelini kendisi ödesin, kurumlar cezalandırılmasın. Çünkü o partilere gönül verenleri cezalandırma hakkına sahip değiliz. Bunu partiler için de diğer tüzel kişilikler için de düşünüyorum.

Gülyazı köyüne gümrük noktası kurulacak: Tazminat konusunda son aşamaya gelindi. Mağdur köylerin ve köylülerin sosyoekonomik durumlarını iyileştirme yönünde çalışmalar başlatıldı. Gülyazı köyüne bir gümrük noktası açılması konusunu geçen hafta Bakanlar Kurulu'nda görüştük. Yeni bir gümrük noktası açılması için incelemeler devam ediyor. Gülyazı'nın yanında da iki ayrı gümrük noktasını açarak, buradaki geçişleri yasal noktaya çekmenin gayreti içindeyiz.

Uludere Kaymakamı, ödülünü Erdoğan'ın elinden aldı

Başbakan Erdoğan, Türk İdareciler Derneği'nin yılın idarecileri ödül törenine katıldı. Taziye çadırında saldırıya uğrayan Uludere Kaymakamı Naif Yavuz'a layık görülen Şehit Kaymakam Ersin Ateş Ödülü'nü kendisine takdim etti. Yavuz'a 'geçmiş olsun' dileklerini ileten Erdoğan, çirkin saldırıyı eleştirdi. Erdoğan, "Bir kaymakam arkadaşımız yaraları sarmak için gidiyor, ne var ki o başarıyı hazmedemeyen, bölgenin çehresinin değişmesini istemeyenler tarafından insanlık dışı muameleye maruz kalıyor. Bunlara asla boyun eğmeyeceğiz. Bundan sonra Türkiye kaybetmeyecek. Türkiye kazanacak." diye konuştu. HASAN BOZKURT ANKARA

Savcılar, Kılıçdaroğlu hakkında gerekeni yaptı

Başbakan Erdoğan, Ergenekon davasını yürüten hakim ve savcılara ağır ithamlarda bulunan CHP lideri Kılıçdaroğlu'na yüklendi. 'Yargılananlar masum, yargılayanlar suçlu' gibi siyasî yorumların yapılmamasını isteyerek, "Yargının itibarını zedeleyecek suçlamalardan herkes imtina etmelidir." dedi. Toplantı çıkışında Kılıçdaroğlu hakkında fezleke hazırlanmasına ilişkin sorulara da şu cevabı verdi: "Bütün arkadaşlar için bu tür fezlekeler olabiliyor. Başbakan, başbakan yardımcıları hepsi için bu tür fezlekeler var. Aynı şeyin Sayın Kılıçdaroğlu için de hele hele o kullandığı ifadeler için hayda hayda olması gerekir. Olması gereken olmuştur."

Demirtaş'a 'onbaşı' cevabı

Erdoğan, BDP lideri Selahattin Demir-taş'ın Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel'e yönelik, "Senin rütben orgeneral de olsa bizim nazarımızda onbaşısın." sözlerine de sert tepki gösterdi: "Bu millete, bu topraklara küfretmek amacıyla Genelkurmay Başkanı'mızı hedef almak, ona güya hakaret etmek densizliktir. Sen onbaşıları tanımıyor olabilirsin, silahlı efendilerine sor, sana kahramanlıklarını anlatsınlar. Değil Silahlı Kuvvetler'de onbaşı olmak sana uşaklığını yaptığın terör örgütünde on tane koyun bile vermezler. BDP, doğu ve güneydoğunun CHP'sidir. CHP şahsi ikbali için nasıl millete bedeller ödettiyse BDP de Doğulu ve Güneydoğulu kardeşime aynı bedeller ödetmek istiyor. BDP milletvekillerinin densiz açıklamaları, BDP'nin çözüme ne kadar uzak olduğunun apaçık ispatıdır."

Zana'ya: Silah sigortaysa dağa çık

Başbakan, "Silah, Kürtlerin sigortasıdır." diyen BDP'li Leyla Zana'ya da şöyle seslendi: "Bu sözleri yargıya haber veriyorum, yargıya duyuruda bulunuyorum. O zaman bu çatının altına niye geldin? Burası demokratik parlamenter sistemdir, silahlı bir parlamenter sistem yoktur. O zaman sen de dağa çıksaydın, buraya niye geldin?"
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim