• BIST 106.843
  • Altın 142,635
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kayseri : 31 °C
  • Ankara : 30 °C
  • İstanbul : 27 °C

Yeni Akit Sinan Burhan

Sinan Burhan

Anadolu Yayıncılar Derneği olarak dün bir basın toplantısı düzenledik. Basın toplantısının konusu YSK ve RTÜK’ün 1 Kasım seçimlerinde verdiği cezalardı. YSK kanunu 1961 yılında çıktı. Bu tarihte çıkan kanunla çağı yorumlamak mümkün değil. Televizyon kuruluşları çok sayıda para cezası, uyarı ve yayın durdurma cezası aldılar. O nedenle bir rapor hazırladık. Bakın raporda neler var:

6112 RTÜK kanunu ve 298 sayılı seçimin temel esaslarına ilişkin kanun ile düzenlemeler ele alınmaktadır. 298 sayılı kanunun çıkış tarihi 1961’dir. Bu tarihte çıkan bir kanun ile bugünün medya kuruluşlarını yönetmek fevkalade zordur. Gelişen medya ortamı, teknolojideki yenilikler bu kanunu aşan bir noktaya gelmiştir.

1 Kasım seçimleri öncesinde toplam 35 TV kanalına 195 uyarı, 207 durdurma olmak üzere 402 ceza verilmiştir. 22 Ekim-1 Kasım tarihleri arasındaki ceza henüz netleşmemiştir. Bu tarihler arasındaki cezalar da yakında gelecektir. 1961 yılında çıkmış bir kanunla bugün medyaya uyarı ve kapatma cezası vermek doğru değildir.

Kamu yayıncılığı ve özel sektör yayıncılığını ayırmak lazım. Kamu yayın kuruluşu olan TRT elbette hepimizin ortak kanalıdır. Sonuçta bizim vergilerimizle ayakta duruyor. Ancak özel sektör farklıdır. Bir turizm firması ya da tekstil firması nasıl özel bir sermaye sahipse özel kanallar da öyledir. O nedenle kamu ve özel sektör ayrımı net bir biçimde yapılmalıdır.

YSK’nın bir başka yanlış yaptırımı ise programlardaki yorumlara da ceza vermesidir.. Tartışma programlarına katılan konukların şahsi yorumları da ceza konusu oluyor. Gazetecilerin özgün ve özgür yorumları cezaya konu olmamalıdır. Konuklara ne konuşacağını ya da konuşmayacağını söylemek ne YSK’nın ne de kanalın görevi olamaz. Yorumcu hür olmalıdır.

YSK, siyasi partilere eşit oranda yer verilmesini öngörmektedir. Örneğin Van’daki bir yerel kanal, MHP orada siyasi etkinlik yapmıyorsa nasıl haberlerinde MHP yayınına yer versin. O ilde faaliyet yapan siyasi partilere yer verebilir. Ya da HDP, Kayseri’de etkinlik yapmıyorsa Kayseri’deki bir yerel kanal nasıl HDP haberi yapabilir. O nedenle bu konuda da tutarsız bir durum vardır. Bu yanlışlık düzeltilmelidir.

Yazılı medyada düzenleyici ve denetleyici bir kurum yoktur. TV alanında düzenleme ve denetleme yapmak çifte standarttır. Milyonlarca tiraja sahip gazetelere neden ceza verilmiyor. Elbette gazetelere de ceza verilmesin. Biz sadece çifte standarda dikkat çekiyoruz. Bütün medya kuruluşları özgür olmalıdır.

Kaldı ki sosyal medya ve internet alanındaki gelişmeler daha önemli hale gelmiştir. Bu alanda bir düzenleme yapılmamıştır. Düzenlemenin sadece TV’lere ait olması fevkalade haksızlıktır. İnternet medyası son derece gelişmiş ve etkili hale gelmiştir. Öyle ki sanal alemdeki yayınlar daha tehlikeli ve kontrolsüz bir haldedir. Bu konuda yeterli adım atılmamışken sadece TV’lere ceza kesmek doğru değildir.

298 sayılı kanun 1961 yılında çıkmıştı. O dönem sadece TRT vardı. Kanun eski ve yetersiz olduğu için ara ara da bazı düzenlemeler yapılmıştır. TRT tekelini kırmak için Anayasanın 133 maddesi 3913 sayılı kanunla değişti ve TRT’nin yayın tekeli kaldırıldı. Böylece özel televizyonların önü açıldı. Fakat kanun eski olduğu için özel sektör ruhunu anlayamadı.

Daha sonra 3984 sayılı kanunla RTÜK oluştu. YSK daha önce kendisinde olan bazı yetkileri RTÜK’e devretti.

Özel TV’lerin ortaya çıkması ve güçlenmesiyle birlikte TRT kanunu ve YSK kanununun yetersiz olduğu tartışılmış ve bazı adımlar atılmıştır. Öyle ki YSK, 1999 yılında 226 sayılı kararıyla propaganda imkan ve yorumlarını genişletmiş bu durumu RTÜK’e bildirmiştir. Bu adımlar zaman zaman atılmıştır. Ancak yetersiz olduğu görülmüştür.

298 sayılı kanunun 52 bendi TRT’deki partilerin alacağı süreleri belirliyordu. Daha sonra 3367 ve 4125 sayılı kanunla TRT’de alınan süre siyasi partilerin aldıkları oy oranlarına göre düzenlenmiştir.

Görüldüğü gibi zaman zaman iyileştirmeler yapılmıştır. Bu iyileştirmelerin devam etmesi gerekir. Meclisteki tüm siyasi partiler bir araya gelmeli ve bu kurumların yetkilerini yeniden düzenlemelidir.

Bu yazı toplam 334 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim