• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Kayseri : 14 °C
  • Ankara : 13 °C
  • İstanbul : 19 °C

Yıllarca Laiklik bu memlekette Leninizm gibi uygulandı

Yıllarca Laiklik bu memlekette Leninizm gibi uygulandı
LAİKLİK ÜZERİNE BASIN AÇIKLAMASI.

Her gün şehit cenazeleri yüreklerimizi yakıyor, Suriye misali şehirlerimiz boşaltılıyor. Can, mal, nesil ve ülke güvenliği ciddi manada tehdit altındadır. “Canlı bomba”nın kimliğini tespit etmek en büyük başarı gibi sunuluyor, tetikçiyi kullanan üzerinde durulmuyor, sorunun çözümü için ciddi adım atılmıyor.

İktidar ve muhalefet rutin beyanatlarla ve sun-i gündemlerle günü geçiştiriyorlar. Birlik ve beraberliğe en çok muhtaç olduğumuz zamanda olmamıza rağmen, adeta hain planların yürürlüklerini rahatlatmak için kayıkçı kavgaları yapılıyor, farklı gündemler üretiliyor, fitne ve tefrika körükleniyor.

Kurtuluş harbini en zor şartlarda başaran fedakâr ve cefakâr millet,  bir asra yakındır Türkçe olmayan, tarifi herkes tarafından ayrı ayrı yapılan bir “laiklik” ucubesi ile bölünüyor, tehdit ve terbiye ediliyor.

Bu aziz millete zulmetme ye, istikbalini karartmaya kimsenin hakkı yoktur. İçinde bulunduğumuz durum, TBMM ‘nin olağan üstü toplanmasını, güvenliğimizi tehdit eden, insanımızı taciz eden sebepler ortadan kalkıncaya ve birliğimize zarar veren sorunları çözene kadar çalışmalarını aralıksız olarak sürdürmesini zorunlu kılmaktadır.

Toplum olarak da hep beraber, Çanakkale misali omuz omuza vererek ayağa kalkmaya mecburuz. Ancak ne acıdır ki o “Çanakkale ruhu” yıllardır küstahça katledilmeye çalışılıyor. Bu yanlışa artık dur denilmelidir. 

TBMM Başkanı, yeni anayasada laiklik kelimesi olmasın demiş,”laikçiler” in saldırılarına maruz kaldı, partisi de sahip çıkmayınca, şahsi görüşümdür diyerek kabuğuna çekildi. Birileri mal bulmuş mağribi gibi ayağa kalktılar.

“Laiklik” ı zırh olarak kullananların pervasızlıkları savruldu ortalıkta. Toplumu ve değerlerini küçümseyen, temel insan haklarını ayaklar altına alan küstahlıkları esefle kınıyoruz. Yetkilileri, bu sorumsuzluğu durdurmaya çağırıyoruz. Bir televizyon kanalında eski iki bakanın “laikçilik” şovları Salman Rüştülere rahmet okutturacak tarzda idi.

Bu talihsiz şovlar ne yazık ki Türkiye de ki “laikçilik” in karakteristik özelliğini temsil ediyordu. Kur’an dan bir ayet okuyup istihza ve alay ederek kendilerini tatmin ediyordular, bütün Müslümanlara küfredercesine.

Bu cüreti onlara Türkiye’nin kendine mahsus laikliği veriyorsa bu sınırları aşırtan zırh delinmelidir. Her Müslüman Kur’anın iki cihan saadetinin yegane kaynağı olduğuna, hiçbir hükmünün tartışılmayacağına iman eden insandır. Bu zatlar da hem Müslüman olduklarını söylüyorlar hem de İslam’ın kaynağı ile alay ediyorlar.

Türkiye tipi laiklik işte bu tür varlık garibeleri üretiyor. İnsanları nasıl tenakuza soktuğu ortadadır. Kur’anı kavrayabilen laik değil Mümin olur, tefsir etmek için bakan değil müfessir olmak gerekir. Değilse peş peşe gelen iki ayet arasındaki bağı bile kuramazsın.

Anayasanın laiklik maddesinden cesaret alarak ilahi mesaja saldıranlara hidayet dersi verecek durumda değiliz, hadlerini bilmeleri yeter. Gerçek laiklik de bunu sağlamalı.

Ancak bu zatlar “bozgunculuk yapanların” avukatlığını bakan iken demi yapıyorlardı, dedeleri, Kur’an hükümlerinin uygulandığı zamanda yaşadılar, kolları bacakları kesik mi idiler? Ya da kolları bacakları kesilmiş bir toplum tarihini kendilerimi yazacaklar? Bunlar, “bozgunculuk yapanların” avukatlığını bakan iken de yapıyor idiyseler bu talihsizliği sergilerken de Anayasanın laiklik ilkesinden cesaret aldıklarını bilmek gerekiyor.

Yine unutulmasın ki Özgecan ların katilleri bu tür laik çi kafayı taşıyanlardır. Toplumun temel değerlerine saldıranların, toplumda itibarları sıfırı tüketmiş insanların tek dayanağı Laiklik oldu ise, daha fazla cürüme alet olmaması için bu Laiklik yeniden gözden geçirilmelidir, Türkçeleştirilmelidir. 

Müslüman kimsenin putuna taş atmaz, inancı bunu emreder. Kimsede Müslüman’ın İlahına dil uzatmasın, edep, adap, insan olmak bunu gerektirirde laiklik gerektirmez mi? Anayasanın en önemli maddesinin Türkçe olmaması önemli sorundur.

Farklı tarif ve yorumlara yol açması birileri için zırh, birileri için suçlanma malzemesi, haksızlığın zulmün aracı, küstahlık malzemesi olarak da kullanılabiliyor. Din devlete karışmayacak ama devlet dine karışacak mı? Bu nasıl kural ki bir asra yakındır hala sınırı belli değildir. Öyle bir kural ki herkes kendine göre tarif ediyor.

En iyi laiklik sevdalıları da her biri ayrı ayrı tarifler yapıyorlar. Kullanıcısının istediği zaman istediği kapıya uydurduğu maymuncuk, anayasanın en önemli maddesi olamaz. Açık açık Türkçe yazılsın, demeyi bile suç sayan bir zihniyetin samimiyetle hiçbir alakası olamaz.

Bu anlayış ancak toplumsal yapının mikrobu olur Yıllarca Laiklik bu memlekette Leninizm gibi uygulandı. Leninizm çoktan bitti bizde de bitsin artık. Anayasanın en önemli maddesi Türkçe yazılmayıp maymuncuk gibi kullanıldığı müddetçe bu ülkede hep taşlar bağlı kalacak köpekler serbest dolaşacaktır.

Bu yapı ile ne milli bütünlük nede ülke güvenliği sağlanabilir. Akli selimi kullanmakta geç kalmanın faturasını beden gücü taşıyamaz.

Bin yıllık şerefli tarihin mensubu bir milleti inancından dolayı suçlu, mağdur, mahkûm durumuna sokarak ne barış ve kardeşliği ne de huzur ve güvenliği sağlayamazsınız. Milletin meclisi’nin güvenlik sorununu ve laiklik ucubesini çözene kadar olağan üstü toplantısına ara vermesi dahi görev ihlalidir.  Allah milletimizin yar ve yardımcısı olsun. 

Hüseyin Hacıabdullahoğlu 

Saadet Partisi Ankara İl Başkanı

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim