• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Kayseri : 10 °C
  • Ankara : 16 °C
  • İstanbul : 17 °C

Yöneticimiz Uyanık mı?

Yöneticimiz Uyanık mı?
Kayseri Pancar ekicileri Kooperatifi Yönetim kurulu Başkanı Hüseyin Akay’ın Turktime internet sitesinde 29 Haziran 2014 Pazar günü yayınlanan “Yöneticimiz Uyanık mı” başlıklı köşe yazısı

Özelleştirme uygulaması ülkemizin gündemine Turgut Özal’la girmişti. ANAP Hükümetleri döneminde birtakım özelleştirme gerçekleştirildi. Akabinde 1994 yılında Özelleştirme İdaresi kurularak, özelleştirme işi daha kurumsal hale getirildi. Zamanımızda kamu mülkiyetinde bulunan işletmeler özel sektöre çeşitli usullerle aktarılarak özelleştirme işinin bazı sektörler bazında devam ettiğine şahit oluyoruz. Özelleştirmenin fayda/zarar analizi elbette çeşitli açılardan yapılabilir. Nitekim siyasi, sosyal ve ekonomik olarak farklı değerlendirmelerin yapıldığını görüyoruz. Özelleştirmeyi savunanların yanında tamamen karşısında olanlar da mevcut.

Genel olarak bu konuları tartışmak yerine sektör ve kurum bazında konunun değerlendirilmesinin daha doğru olacağı ve faydalı sonuçlar çıkaracağı inancı ile farklı bir bakış açısını dikkatinize sunmak istiyorum.

Bilindiği gibi ülkemizde şeker pancarı işleyerek şeker üreten 33 adet şeker fabrikası bulunmaktadır. Bu fabrikaların 25 adetini devlet, 8 adetini de özel sektör işletmektedir. Şeker Kurumunca belirlenen ülke pancar şekeri kotasının % 50’sinden fazlasını halen devlet üretmektedir. 2013 üretim döneminde 25 adet fabrikanın 3 adeti hiç çalışmamış, 3 adeti bir tanesi 10 gün olmak üzere 1 aydan az çalışmış, 5 adeti de 2 aydan az çalışmış. Avrupa’da günlük işleme kapasitesi 15.000 tonun altında fabrika neredeyse yokken, bizdeki devlet fabrikalarından ancak 6 adeti 5.000 tonun üzerinde üretim yapabiliyor. Bu tablo, sadece bu seneye özgü bir tablo değil. Raporları açıklandı. 2013 bilanço dönemi zararı 251,3 milyon TL. Zarar; 2012 yılında 198,2 milyon TL, 2011 yılında ise 134,8 milyon TL. Son üç yıl zarar toplamı 584 milyon TL. Bir taraftan zarar ediyor, devletin bütçesine yük. Bir taraftan şekeri yüksek maliyetle üretiyor, tüketicinin bütçesine yük. Bir taraftan satılacak diye yatırım ve revizyon masrafından kaçınılıyor, işletmelerin değeri düşüyor. Bir taraftan, bu fabrikalarla çalışan çiftçi yeterli geliri sağlayamadığı için mutsuz.

Devlet, işin farkında. Verimsiz, rekabet anlayışından uzak, yüksek maliyetli üretim yapan bu fabrikaları gruplar halinde satmak için 2 kere ihale yapıldı. Birincisinde; Danıştay 2008 yılında yürütmeyi durdurma kararı verdi. İkincisinde; (muhtemelen bölge siyasetçilerinin baskısı sonucu) Özelleştirme Yüksek Kurulu, 2012 yılında iptal kararı verdi. Bir taraftan da Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 2014 yılı sonuna kadar şeker fabrikalarının satışı kararı yürürlükte ancak uygulama pratiği gündemde değil.

Şeker sektörünün ve pancar çiftçisinin geleceği için bu yükten kurtulmak gerekiyor. Devlet iki kere satış ihalesini iptal etti veya iptal etmek zorunda kaldı. Satış yönteminde ısrar etmek yerine bu işin sorumlularının yeni yöntemler üzerinde çalışma yapmaları gerekir diye düşünüyorum. İlla varlık satışı yapmak yerine, sektördeki başarılı kuruluşlara kiralama yöntemiyle veya işletme hakkı devir yöntemi ile devretmek sağlıklı bir çözüm oluşturacaktır. Bunu yaparken kapasitesi düşük, bölgesinde yeterli pancar üretimi olmayan fabrikalar devre dışı bırakılarak, kiraya verilenlerin kiracılar tarafından kapasiteleri artırılmak, işçilerini çalıştırmak gibi şartlarla ancak devre dışı bırakılanların kotaları da bu fabrikalara aktarılmak suretiyle uygulama gerçekleştirilebilir.

Siyasi karar merciinde oluşan iradenin sağlıklı sonuçlanması için bürokrasinin de sorumluluk alarak görevi sahiplenmesi gerekiyor. Üretici de, tüketici de bu konuda atılacak yeni adımları bekliyor.

Yazımızı geçmişte yaşanan bir anekdotla bitirelim; Kânûnî Sultan Süleyman zamanında evi soyulan bir kadın, bundan padişahı mes’ûl tutarak Kânûnî’nin halkla görüştüğü bir gün huzuruna çıkar ve çalınan mallarının tazminini ister. Sultan, bu talebe sinirlenir. “- A be kadın! Nasıl ve ne derin bir uykuya daldın da evinin soyulduğunu fark etmedin?” der. Kadın; “-Sultanım! Biz seni uyanık bilirdik! Bu sebeple evimizde rahat uyurduk!” diye cevap verir. Kânûnî bu cevap karşısında diyecek bir söz bulamaz, “haklısın” der ve kadının çalınan mallarının bedelini şahsi gelirinden karşılar.

 

Not: Milletimizin, Çiftçilerimizin ve Okuyucularımızın Ramazanı’nı tebrik eder, sağlık ve afiyet temenni ederim.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 231 31 39 | Haber Yazılımı: CM Bilişim