AK Parti, iktidarının 25. Yılını kutluyor. AK Parti iktidarının en önemli isimlerinden biri olan aslen Kayserili Abdullah Gül, BBC’ye çarpıcı açıklamalarda bulundu. AK Parti’nin kuruluş süreci ile ilgili konuşan Gül, yeni bir parti kurma düşüncesinin nereden başladığını anlattı.
AK Parti’nin ilk iktidarlık dönemlerinde Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi yasaklı olması nedeniyle 4 ay başbakanlık görevini üstlenen Gül, daha sonra Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık yaptı. Bakan ve Başbakanlık görevlerinin ardından Türkiye’nin 11. Cumhurbaşkanı seçilen Gül, 2014 yılından itibaren aktif siyaset içinde yer almadı.
BBC Türkiye’ye özel açıklamalarda bulunan Gül, AK Parti’nin kuruluş sürecine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Fazilet Partisi döneminde başlayan "Yenilikçi-Gelenekçi" ayrışmasından AK Parti’nin kuruluş sürecine, 1 Mart tezkeresinden başbakanlık devrine kadar Türk siyasetine damga vuran dönemlere ilişkin kritik açıklamalarda bulundu. AK Parti’nin ilk dönem vizyonunun Türkiye için halen geçerli olduğunu belirten Gül, partinin bu çizgiye dönmesinin geleceğe büyük katkı sağlayacağını vurguladı.
Fazilet Partisi'nde eksen kayması ve yenilikçiler
Gül, Fazilet Partisi sürecinde ortaya çıkan görüş ayrılıklarının temelinde zihniyet ve bakış açısı farkı olduğunu vurguladı. "Yenilikçiler" olarak daha çağdaş, ideolojik söylemlerden uzak, demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü temel alan bir anlayışı savunduklarını ifade etti. Parti içindeki bu hareketin dindar insanları temsil eden ancak evrensel değerlerle bütünleşmek isteyen bir demokratik mücadele olduğunu söyledi.
Mutfakta hummalı çalışma: Hazır bir iktidar programı
Yeni parti kurma fikrinin olgunlaşmasıyla birlikte çok yönlü bir hazırlık dönemine girildiğini aktaran Gül, uzmanlar, akademisyenler ve bürokratlarla geceli gündüzlü çalıştıklarını belirtti. Masa başında yazılmayan bu metinlerin ve "Acil Eylem Planı"nın kolektif bir aklın ürünü olduğunu vurgulayarak; "Muhafazakâr demokrat" kimliğinin statükoculuk değil, moral değerlere bağlı yenilikçi bir anlayış taşıdığını kaydetti.
1 Mart tezkeresi ve dış politika
3 Kasım 2002'de elde edilen sürpriz seçim zaferinin ardından kurduğu hükümetin ilk büyük sınavını 1 Mart tezkeresinde verdiğini hatırlatan Gül, milletvekillerini vicdanlarıyla baş başa bıraktıklarını ifade etti. Tezkerenin reddedilmesinin Türkiye'nin bağımsız bir aktör olduğunu dünyaya kanıtladığını belirterek, bu kararın parti imajını uluslararası alanda parlatan tarihi bir dönüm noktası olduğunu belirtti.
Görevin Erdoğan'a devri
Recep Tayyip Erdoğan'ın Siirt seçimleriyle milletvekili olmasının ardından vakit kaybetmeden görevi devretme kararı aldığını açıklayan Gül, görevde kalması yönündeki telkinlere rağmen bunu siyasi ahlakına uygun bulmadığını dile getirdi. Hükümet yapısını koruyarak dışişleri bakanlığı ve başbakan yardımcılığı görevlerinde tam bir dayanışma ve uyum içinde çalışmaya devam ettiklerinin altını çizdi.
Öz eleştiri ve ilk günkü vizyona dönüş çağrısı
AK Parti dönemini iki ayrı evre olarak ele alan Gül, ikinci dönemde yaşanan 15 Temmuz hain darbe girişimi gibi olağanüstü travmaların kazanılan reformları mecburen geriye götürdüğünü belirtti. Türkiye'nin yeniden toparlanabilmesi için AK Parti'nin ilan ettiği ilk kuruluş ilkelerine ve reformist çizgiye dönmesi gerektiğini, bu vizyonun ülkeye hâlâ büyük katkılar sağlayacağını vurguladı.
























