Kayseri’de, Ozan Köksal (28) arkadaşının tavsiyesiyle başladığı kalaycılığı 5 yıldır yapıyor. Köksal, “Arkadaşım dedesinden kalan bu mesleği yapıyordu. Bana tavsiye etti, aracı oldu ve aynı zamanda beni yetiştirdi” dedi.

Kayseri’de yaşayan 1 çocuk babası Ozan Köksal, 5 yıl önce arkadaşının tavsiyesiyle kalaycılığa başladı. Arkadaşının kendisini yetiştirmesi ile kendi işyerini açan Köksal, eskiyen bakır kap kacağın tamirini yapıyor. İşyeri Eski Sanayi’de bulunan Köksal, “Daha önce farklı bir iş yapıyordum; son 5 senedir bu mesleğin içindeyim. Bu işe bir arkadaşım vasıtasıyla başladım. Arkadaşım dedesinden kalan bu mesleği yapıyordu. Bana tavsiye etti, aracı oldu ve aynı zamanda beni yetiştirdi” ifadelerini kullandı.
“SAĞLIĞA EN UYGUN MALZEME DİYEBİLİRİM”
Bakırın gıda saklama konusunda sağlıklı olduğundan bahseden Köksal, “Yaptığımız işin ana malzemesi bakır. Sağlık konusunda, geçmişten günümüze bakırın yerini doldurabilen başka bir madde henüz çıkmadı. Günümüzde alüminyum ve krom gibi yeni nesil ürünler tercih ediliyor. Bunlar en alt tabaka malzemeler olduğu için daha ucuz ve bu durum bakırın önüne geçiyor. İnsanlar genelde fiyata baktığı için bakır biraz pahalı kalıyor. Ancak sağlık açısından bakıldığında bakır hala bir numara. Sağlığa en uygun malzeme diyebilirim” dedi.
“FİYATLAR YAPILAN PARÇAYA GÖRE DEĞİŞİYOR”
Kalaylama işleminde fiyatların malzemenin büyüklüğüne göre değiştiğini söyleyen Köksal, “Şu an kış sezonundayız ve işler normalin oldukça altında. Bizim işimiz daha çok salça ve pekmez zamanı, özellikle 8. ve 9. aylarda yoğunlaşıyor. Kış döneminde ise genellikle lokantalarda kullanılan tas ve tabakların kalaylanmasıyla işimizi yürütmeye çalışıyoruz. Fiyatlar yapılan parçaya göre değişiyor. Tavaların en küçüğü 50 TL’den başlıyor. 8 kişilik tavalar var, onlar 150 TL bandında. Salça leğenlerinin ise en büyüğü 200 litre; onların fiyatı da durumuna göre 2 bin ile 2 bin 500 TL arasında değişiyor” şeklinde konuştu.
“ÇIRAK BULMAK NEREDEYSE İMKANSIZ”
Çırak bulundurmanın zorluğundan bahseden Köksal, “Sanayide artık çırak yetiştirmek çok zor. Hele bu meslekte, kendi işin yoksa çırak bulmak neredeyse imkansız. Genelde kardeşin olacak, yanında durup yetişecek. Yoksa burada ancak kendini geçindiriyorsun, çırak zaten gelmez. Çırak dediğimiz kişiler 10–15 yaşlarında çocuklar. Onlar da doğduğundan beri paraya bakıyor.
15 yaşındaki çocuklar fabrikalarda ya da başka işlerde daha kolay para kazanabildiği için sanayiye yönelmiyor. Bizim için mesleğin en büyük zorluğu yazın tezgah başının çok sıcak olması. Ayrıca tuz ruhu ve kimyasal maddeler kullanıldığı için sağlık açısından da riskleri bulunuyor. Bunun için maske gibi gerekli önlemleri almaya çalışıyoruz. Bu işte en sevdiğim kısım ise yıkama işlemi bittikten sonra kalaylama yapmak. Tertemiz kalaylamak” diye konuştu.




























