Kayseri Şehir Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon (FTR) Uzmanı Muhammed Burak Örten, akciğer hastalıkları sonrası nefes darlığı ve efor kısıtlılığı yaşayan hastalara uygulanan pulmoner rehabilitasyonun önemine dikkat çekerek, “Özellikle Covid-19 pandemisinden sonra pulmoner rehabilitasyonun önemi bizim için daha da artmıştır. Çeşitli hastalıklarından ötürü akciğerinde hasar kalan, nefes almakta ve vermekte zorlanan, eforu kısıtlanan ve günlük yaşam aktiviteleri sınırlanan hastaların bu kısıtlanan fonksiyonlarını telafi etmek amacıyla rehabilitasyon programı uyguluyoruz” dedi.

Pulmoner Rehabilitasyon Haftası dolayısıyla Kayseri Şehir Hastanesi’nde görevli Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Muhammed Burak Örten, pulmoner rehabilitasyonun özellikle Covid-19 pandemisinden sonra daha da önem kazandığını belirtti. Örten, “Her yıl mart ayının 2’nci haftası Pulmoner Rehabilitasyon Haftası olarak kutlanmaktadır. Özellikle Covid-19 pandemisinden sonra pulmoner rehabilitasyonun önemi bizim için daha da artmıştır. Çeşitli hastalıklarından ötürü akciğerinde hasar kalan, nefes almakta ve vermekte zorlanan, eforu kısıtlanan ve günlük yaşam aktiviteleri sınırlanan hastaların bu kısıtlanan fonksiyonlarını telafi etmek amacıyla rehabilitasyon programı uyguluyoruz. Hastalarımız genellikle göğüs hastalıkları, kalp hastalıkları gibi ilgili bölümlerde ilaç tedavisi ve oksijen tedavisi almalarına rağmen rehabilitasyon ve egzersiz kısmı biraz eksik kalmaktadır. Bizde bunu tamamlamak amacıyla farkındalık oluşturmak istiyoruz. Şu an bulunduğumuz merkez, Kayseri Şehir Hastanesi Fizik Tedavi Binası’nda bulunan Kardiyopulmoner Rehabilitasyon Ünitesi olarak geçmektedir. Burada özellikle pulmoner rehabilitasyon alanında KOAH, astım, bronşektazi, Covid gibi akciğer enfeksiyonları sonrası akciğerinde sekel kalan hastalar, akciğer kanseri, akciğer hipertansiyonu gibi aklımıza gelebilecek birçok akciğer ve solunum sistemini etkileyen hastalıkların rehabilitasyon programı yapılmaktadır” ifadelerine yer verdi.
“HER HASTANIN EGZERSİZ KAPASİTESİ AYNI DEĞİLDİR”
Her hastaya göre farklı egzersiz programı hazırlandığını belirten Örten, “Hastamız bize başvurduğunda burada çok kapsamlı bir değerlendirmeden geçmektedir. Öncelikle hastanın geçmiş hastalıkları, kullandığı ilaçlar, geçirdiği ameliyatlar yani tıbbi özgeçmişi detaylı olarak incelenir. Ardından uyguladığımız çeşitli testler vardır. EKG, solunum fonksiyon testi, 6 dakika yürüme testi, kardiyopulmoner egzersiz testi gibi birçok testi hastamıza uygulayarak genel bir değerlendirme sonucu ortaya çıkarıyoruz. Bu sonuçlarla birlikte iş birliği yaptığımız dahiliye, göğüs hastalıkları, göğüs cerrahisi, kalp-damar cerrahisi ve kardiyoloji gibi bölümler de bulunmaktadır. İhtiyaç halinde hastalarımızı bu bölümlere konsülde ederek rehabilitasyon programında bize katkı sağlamalarını istiyoruz. Bu bölümlerle koordineli şekilde çalışıyoruz. Bahsettiğim testler yapıldıktan sonra her hastaya kendisine özel bir rehabilitasyon programı hazırlanır. Çünkü her hastanın egzersiz kapasitesi aynı değildir. Hastalığı ağır olanlara uyguladığımız program ile hafif ya da orta seviyede olanlara uyguladığımız program elbette aynı olmamaktadır. Burada hastalarımız yürüyüş bandı, kol ve bacak bisikleti gibi aletlerle dayanıklılığını ve kas gücünü artırmaktadır. Bunun yanında fizyoterapistimiz eşliğinde solunum kaslarını güçlendirme, balgam gibi atamadıkları sekresyonları atabilmeleri için çeşitli egzersizler yapılmaktadır. Ayrıca kol, bacak, gövde ve sırt kaslarını güçlendirici egzersizler de uygulanmaktadır. Hastaya hem hastalığı hakkında hem de solunumunu nasıl daha iyi bir düzeye getirebileceği konusunda çeşitli eğitimler verilmektedir. Hastalarımız haftada yaklaşık 2–3 gün, toplamda ise 15 ile 30 seans arasında olacak şekilde rehabilitasyon programına katılmaktadır. Hastalarımızın dayanıklılığı arttıkça egzersiz ve rehabilitasyon programının seviyesi bir üst düzeye çıkarılarak takip edilmektedir” ifadelerini kullandı.
“SOSYALLEŞME DE PSİKOSOSYAL AÇIDAN OLUMLU ETKİLER SAĞLAMAKTADIR”
Hastaların rehabilitasyon sayesinde psikolojik olarak iyileştiğini söyleyen Örten, “Akciğer hastalarının egzersiz konusunda bazı çekinceleri olabilmektedir. Özellikle nefessiz kalmak, öksürmek ya da boğulacak gibi hissetmek en büyük korkularından biridir. Bu nedenle rehabilitasyon programı sırasında hemşiremiz ve doktorumuz her zaman hazır bulunmaktadır. Hastaların nabız, oksijen ve tansiyon ölçümleri egzersiz süresince düzenli olarak yapılmaktadır. Aksi bir durum olduğunda doktor ve hemşiremiz hemen müdahale ederek olası acil durumların önüne geçmeye çalışmaktadır. Hastalarımıza kesin bir oran vermek çok mümkün olmamakla birlikte, hastalarımızın çoğu rehabilitasyon programından genel olarak fayda sağlamaktadır. Örneğin hastalarımız başlangıçta yürüyüş bandında çok düşük hızları bile tolere edemezken zamanla daha yüksek hız ve eğimleri tolere edebilir hale gelmektedir. Ayrıca geceleri daha rahat uyuduklarını ve daha rahat sosyalleşebildiklerini ifade etmektedirler. Özellikle oksijen ihtiyacı olan bazı hastalar evden çıkmaya çekinebilmektedir. Dışarıda bir sorun yaşarsam ne yaparım düşüncesi olabiliyor. Ancak rehabilitasyon sayesinde hastalarımız daha rahat sosyalleşebilmektedir. Sosyalleşme de psikososyal açıdan olumlu etkiler sağlamaktadır. Bu durum hastaların depresyona girmesini de bir şekilde engelleyebilmektedir. Ayrıca hastalar öz bakımlarını daha rahat yapabildiklerini, daha rahat yemek yiyebildiklerini ve daha rahat hareket edebildiklerini ifade etmektedirler. Bu faydaları genel olarak hastalarımızda gözlemliyoruz” dedi.
“CİĞERLERİMİ MAHVETMİŞTİM”
Rehabilitasyon sayesinde kendini daha iyi hissettiğini belirten KOAH hastası Metin Ayar (60) ise, “Benim rahatsızlığım vardı. Çok kötü durumdaydım. Buraya geldiğimde yüzde 35'lerle falan geldim. Nefes almakla çok zorlanıyordum. Affedersin lavaboya bile oksijen tüpü ile gidiyordum. Yatarken de oksijen tüpü ile yatıyordum. Şimdi oksijen tüpünü hiç kullanmadım, rahatladım. Yani yüzde 35 ile geldim. Şimdi yüzde 75'lere vardım. Performansım arttı. Burada gördüğüm tedavilerden çok büyük fayda gördüm. Benim gibi KOAH olup da nefes almakta zorlanan arkadaşlarımız bence buraya bir an önce gelip fizik tedavi almalarını kendilerine buradan söylemiş olayım. Kayseri Şehir Hastanesi Fizik Bölümü'ne gelmeleri önemli. Benim aynı zamanda kendi ahşap atölyem vardı. Atölyede maskesiz çalışmamdan dolayı ciğerlerimi mahvetmiştim. Yani direkten döndüm buraya geldim. Maskesiz çalıştığım için ciğerlerim toz almış. Arkadaşlar mümkünse atölyelerde maskelerini taksınlar. Benim gibi takmamış olanlar da bir an önce Kayseri Şehir Hastanesi Fizik Bölümü'ne gelip bu fizik tedavisini alsınlar. Ben buradan çok memnunum” diye konuştu.























