• BIST 13730.48
    • Altın 6601.44
    • Dolar 45.6107
    • Euro 53.0657

      Psikiyatri Uzmanı Dağüstü: Akran zorbalığı sadece şiddet değil, bir ilişki sorunudur 

      Psikiyatri Uzmanı Dağüstü: Akran zorbalığı sadece şiddet değil, bir ilişki sorunudur 
      “ÇOCUK İSTEDİĞİ HER ŞEYİ ELDE ETME HAKKI OLDUĞUNU DÜŞÜNEBİLİR

      Kayseri’de Psikiyatri Uzmanı Muhammed Emin Dağüstü, akran zorbalığının yalnızca fiziksel şiddetle sınırlı olmayan, çocukluk dönemindeki gelişim süreçleri ve aile dinamikleriyle yakından ilişkili çok boyutlu bir mesele olduğunu belirtti. Zorbalığın erken fark edilmemesi halinde ilerleyen yaşlarda daha ciddi davranış sorunlarına dönüşebileceğini vurgulayan Dağüstü, ailelere önemli uyarılarda bulundu.

      whatsapp-image-2026-05-21-at-1-44-39-pm.jpeg

      Akran zorbalığının çoğu zaman hafife alındığını belirten Psikiyatri Uzmanı Muhammed Emin Dağüstü, konunun yalnızca kavga ya da fiziksel müdahale olarak görülmemesi gerektiğini ifade ederek, “Akran zorbalığı dediğimiz mesele; bir çocuğun diğer bir çocuğa üstünlük kurmaya çalışması, onu fiziksel ya da sözel yollarla küçük düşürmesi, dışlaması ya da zarar verici davranışlar sergilemesidir. Bu durum bazen açık bir şiddet biçiminde ortaya çıkar, bazen de sınıf içinde şaka gibi görünen ama aslında karşı tarafı inciten, sistematik hale gelen davranışlarla kendini gösterir. Dolayısıyla akran zorbalığını dar bir çerçevede değil, geniş bir yelpazede ele almak gerekir” diye konuştu.


      SINIR KOYMA SÜRECİ VE “TÜM GÜÇLÜLÜK” ALGISI


      Çocuk gelişiminde ilk yılların belirleyici olduğuna dikkat çeken Dağüstü, özellikle 1-1,5 yaş döneminin önemine işaret ederek, şöyle konuştu: “İnsan yavrusu doğduğu andan itibaren ihtiyaçları karşılandıkça kendini tüm güçlü hisseder. Ağladığında annesi gelir, karnı acıktığında beslenir, rahatsız olduğunda rahatlatılır. Bu süreçte dünya adeta ondan ibarettir. Ancak memeden ayrılma ve bireyselleşme süreciyle birlikte çocuk artık her şeye gücünün yetmediğini, dünyanın sadece kendisinden ibaret olmadığını öğrenmeye başlar. Eğer bu dönemde yeterli ve sağlıklı sınırlar konulmazsa çocuk bu tüm güçlü algısını sürdürmeye çalışabilir.”


      “ÇOCUK İSTEDİĞİ HER ŞEYİ ELDE ETME HAKKI OLDUĞUNU DÜŞÜNEBİLİR


      Dağüstü, çocuğun her isteğinin karşılanmasının sağlıklı bir yaklaşım olmadığını belirterek, “Her istediği yapılan, uygun olmayan talepleri de sorgulanmadan karşılanan bir çocuk sınır koymayı öğrenemez. Bu durumda çocuk, istediği her şeyi elde etme hakkı olduğunu düşünebilir ve sosyal ilişkilerinde de bu tavrı sürdürebilir. Bu da zamanla zorbalık davranışlarına zemin hazırlayabilir” ifadelerini kullandı.


      Öte yandan ihmal edilen çocukların da risk altında olduğunu vurgulayan Dağüstü, “İhtiyaçları yeterince karşılanmayan, duygusal olarak ihmal edilen çocuk ise gücünü başka yollarla göstermeye çalışabilir. Kendi yöntemlerini geliştirirken arkadaşlarına ya da hayvanlara yönelik şiddet davranışları sergileyebilir. Bu iki uç yaklaşım da sağlıklı değildir; önemli olan yeterince iyi ebeveynliktir” dedi.


      ERKEN DÖNEMDE MÜDAHALE EDİLMEZSE RİSK ARTIYOR


      Zorbalık davranışlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Dağüstü, uzun vadeli risklere dikkat çekerek şu uyarıda bulundu: “Çocukluk döneminde ortaya çıkan ve müdahale edilmeyen zorbalık davranışları ilerleyen yıllarda madde kullanımı, erken yaşta alkol tüketimi, kurallara karşı gelme ve suça eğilim gibi daha ciddi sorunlara dönüşebilir. 18 yaş sonrasında bu tür kalıcı davranış örüntüleri antisosyal kişilik özellikleri kapsamında değerlendirilebiliyor. Bu nedenle erken dönemde fark etmek ve müdahale etmek büyük önem taşıyor.”


      “KENDİ KENDİNE DÜZELİR” DİYE BEKLEMEK RİSKLİ


      Ailelerin çoğu zaman kendi yöntemlerini denedikten sonra süreci zamana bırakma eğiliminde olduğunu belirten Dağüstü, bu yaklaşımın sağlıklı sonuç vermeyebileceğini vurgulayarak, “Aile kendi yöntemlerini denediği halde sonuç alamıyorsa, ‘kendi kendine düzelir’ diye beklemek yerine erken dönemde uzman görüşü almak daha sağlıklıdır. Çünkü çoğu durumda ortada sadece çocuğun davranışı değil, ailenin bir dinamiği vardır. Aile dinamiği kolay kolay değişmez. Bu dinamik değişmediği sürece bir davranış bozukluğunun kendiliğinden ortadan kalkmasını beklemek gerçekçi değildir” ifadelerini kullandı.


      “PSİKİYATRİK DEĞERLENDİRMELER UZMANLAR TARAFINDAN TİTİZLİKLE YAPILIR”


      Ailelerin psikiyatrik destek konusunda çeşitli kaygılar yaşayabildiğini ifade eden Dağüstü, bu endişelerin anlaşılabilir olduğunu ancak çoğu zaman gereğinden fazla büyütüldüğünü dile getirdi: “Bazı aileler çocuklarını psikiyatriye ya da psikoloğa götürdüklerinde ileride mesleki hayatında iş bulmakta zorlanabileceğini ya da bazı okullara kabul edilmede sorun yaşayabileceğini düşünüyor.

      Bu kaygıları anlayabiliyorum. Ancak psikiyatrik değerlendirmeler uzmanlar tarafından titizlikle yapılır. Sadece bir uzmana başvurmuş olmak, çocuğun geleceği önünde otomatik bir engel oluşturmaz. Gerekli durumlarda bu süreçler yeniden değerlendirilir ve çocuğun önüne olumsuz bir tablo çıkmaması için gereken düzenlemeler yapılır.”


      Uzman desteğinin bir etiketleme değil, koruyucu bir adım olduğuna dikkat çeken Dağüstü, erken müdahalenin hem çocuk hem de aile açısından süreci daha sağlıklı yönetmeyi sağladığını sözlerine ekledi.


      AİLE DİNAMİĞİ VE “ÜÇ EBEVEYN” VURGUSU


      Aile yapısının belirleyici rolüne dikkat çeken Dağüstü, “Bir çocuğun aslında üç ebeveyni vardır: anne, baba ve anne-baba ile çocuk arasındaki ilişki. Anne ve baba ayrı ayrı sağlıklı bireyler olabilir; ancak aralarındaki ilişkinin nasıl yaşandığı ve çocuğun bunu nasıl algıladığı son derece önemlidir. Çocuk aile içindeki çatışmaları kendi yöntemleriyle çözmeye çalışabilir fakat bu yöntemler her zaman sağlıklı olmayabilir” dedi.


      Aile dinamiğinin kolay değişmediğini kaydeden Dağüstü, davranış bozukluklarının kendiliğinden düzelmesinin zor olduğunu vurguladı.


      OYUN, ÇOCUĞUN İÇ DÜNYASINI ANLAMANIN ANAHTARI


      Özellikle 5-10 yaş arası çocuklarda oyunun önemli bir gözlem alanı sunduğunu belirten Dağüstü, ebeveynlere şu tavsiyede bulundu: “Çocuğun oyun sırasında üstlendiği roller, kendisini nasıl konumlandırdığı, güç figürlerini nasıl temsil ettiği ve arkadaşlarıyla kurduğu ilişkiler bize onun iç dünyası hakkında önemli ipuçları verir.

      Çocuğu anlamanın en etkili yollarından biri onun oyunlarına eşlik etmek, onu yargılamadan gözlemlemek ve güçlü bir bağ kurmaktır. Eğer çocukla sağlam bir ilişki kurulmamışsa, doğru olduğu düşünülen sözler bile karşılık bulmayabilir.”
      Psikiyatri Uzmanı Muhammed Emin Dağüstü, akran zorbalığıyla mücadelede en temel unsurun çocukla birlikte büyümek, onu tanımak ve ihtiyaçlarını dengeli şekilde karşılamak olduğunu belirterek, erken farkındalık ve uzman desteğinin çocukların sağlıklı gelişimi açısından hayati önem taşıdığını ifade etti.

      • Yorumlar 0
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : 0000 000 00 00