• BIST 12433.5
    • Altın 6942.65
    • Dolar 43.5991
    • Euro 51.57

      Afrika’da beklenen ülke olmak

      Refik Tuzcuoğlu

      Yıllarca "küresel güçleri ürkütmeyelim" çekingenliğine vizyonsuzluk da eklenince içe kapanan Türkiye, son dönemlerdeki "stratejik uyanış"la bu ataleti paramparça etti. Artık daha proaktif ve dinamik bir dış politikamız var. Bu değişimi, geçtiğimiz hafta Doğu Afrika’nın stratejik kapılarından biri olan Tanzanya’da bizzat müşahede ettik.

      İki Farklı Tanzanya

      Tanzanya’da sizi iki farklı dünya karşılıyor: Bir yanda turizmin ve tarihin ışıltılı yüzü Zanzibar, diğer yanda ana karada, Darüsselam’ın arka sokaklarına ve kırsala sinmiş derin bir yoksulluk...


      Özerk bir yapıya sahip olan ve nüfusunun neredeyse tamamı Müslümanlardan oluşan Zanzibar, ana karaya göre daha düzenli bir şehirciliğe sahip. Vaktiyle Umman Sultanlığı’nın başkentliğini yapmış bu ada tarihin izlerini taşıyor. Zamanla İngilizler "böl-yönet" politikasını ustalıkla uygulayarak kontrolü ele geçirmişler. 1961 yılında bağımsızlığını kazanan Tanganika, 1964’te Zanzibar ile birleşerek Tanzanya adını almış ve bugünkü siyasi yapısına kavuşmuş.

      "Gelişmekte olan ülke" kategorisindeki Tanzanya, insani standartlarda hâlâ çok geride. Mevcut görüntüyü, "Türkiye’nin altmış yıl önceki hali" diye tarif edebiliriz. İnsanların günlük hayatına sefalet hâkim. Asfaltsız yollar, niteliksiz yapılar, suya erişimi olmayan köyler...



      "Siz Gelmediğiniz İçin..."

      Türkiye’deki hayırsever vatandaşlarımızın, o coğrafyanın suya hasret topraklarında inşa ettirdiği kuyu ve çeşmelerin açılışlarını gerçekleştirmek, o sevinci yerinde paylaşmak için oradaydık. 10 kilometre öteden su taşıyan köylülerin berrak suya kavuştukları andaki mutluluğu, çocukların gözlerindeki o ışıltıyı görmek her şeye değerdi.

      Ancak beni en çok etkileyen, bir Tanzanyalının zihnindeki o berrak tarih şuuru oldu. Yaşadıkları sefaletin sebebini sömürgeciliğe bağlayarak bizi sarsan şu cümleyi kurdu: "Sömürge olmamızın sebebi sizsiniz. Eğer Osmanlı buraya gelseydi, bu acı tecrübeleri yaşamazdık. Siz ulaşamadığınız için biz sömürgeleştik."


      Bu sitem, Türkiye’nin neden "büyümeye zorlandığının" özetidir. Tarihimiz temizdir; gittiğimiz yere sömürü değil, adalet götürmüşüz. İşte bu "temiz tarih" ve "manevi misyon" bizi her coğrafyada "beklenen ülke" kılıyor. Bu miras öyle ağır bir yük ki, Türkiye istese de kabuğuna çekilemez. Tarih ve mazlumların beklentisi, bu ülkeyi büyümeye ve ufuklarını zorlamaya mecbur bırakıyor.


      Çin’in Hesabı


      Tanzanya, küresel güçlerin satranç tahtası. Bölgede Amerika’nın siyasal ağırlığını hissediyorsunuz. Ancak son zamanlarda Çin’in etkisi giderek artmış. Çin, hükümete kolay krediler verip, ülke borçlarını ödeyemez hale gelince "Madenlerinizi işleterek mahsuplaşalım" gibi yöntemlere başvurmuş. Tanzanyalılar başlangıçta bu teklifi makul görseler de günün sonunda bir de bakmışlar ki en stratejik maden yataklarını Çinliler işletiyor. Gerçeği fark ettiklerinde ise iş işten geçmiş oluyor.

      Türkiye ise bölgede "ince bir siyaset" yürütüyor. Biz onların madenlerine el koymaya değil; çocuklarına su, gençlerine eğitim ve gönüllerine şifa olmaya gidiyoruz. Televizyonlarında "Diriliş Ertuğrul" izleyen gençlerin Türkiye sevgisi, Çin’in milyar dolarlık betonlarından daha sahici.


      Büyükelçilik ve Koordinasyon Şart

      Tanzanya’daki temaslarımızda, Türkiye’nin sahadaki gücünü temsil eden Büyükelçimiz Bekir Gezer beyefendi ile bir araya geldik. Sahadaki tespitleri çok kıymetliydi. Öğrendik ki; sadece Kurban Bayramı döneminde 150’ye yakın Türk STK’sı bölgeye gidiyormuş. Bu muazzam bir enerji. Sayın Büyükelçi, bu enerjinin daha tesirli olması için devletin rehberlik ve koordinasyonuna ihtiyaç olduğunu, bu doğrultuda bir hazırlık yaptıklarını ifade etti.


      Özellikle kurban dönemlerinde sezonluk hizmet götüren yapıların yanı sıra, orada yerleşik hizmet veren Türkiye merkezli STK’lar hayati işler yapıyor. Eğitim kurumlarımızdan yüzlerce başarılı öğrenci mezun oluyor, yetimhaneler sosyal bir yarayı sarıyor. Bu arada Türkiye’de okuyan Tanzanyalıların kurduğu Mezunlar Derneği, sosyal ve ticari ilişkilerin geliştirilmesinde, Türkiye ile irtibatların canlı tutulmasında kıymetli bir misyon üstlenmiş durumda. Büyükelçiliğimizin de tüm bu çalışmaları dikkatle takip edip desteklemesi takdire şayan.



      Beklenen Ülke Olmanın Sorumluluğu

      Şunu gururla gördük ki; YTB-TİKA gibi devlet kurumlarımız ve bayrak taşıyıcımız Türk Hava Yolları sahanın en büyük gücü. Ancak burada sivil toplum kuruluşlarımıza bir parantez açmak gerek. Tarihte Sarı Saltuklar ve Alperenlerin Anadolu ve Balkanlardaki misyonu ne ise, bugün Türk STK’ları da Afrika’da aynı misyonu ifa ediyor. Onlar gönül kapılarını açan modern uç beylerimiz. Bu yüzden sivil yapılarımızı daha da yüreklendirmeliyiz; çünkü onların 'merhamet diplomasisi' Türkiye’nin siyasi gücünün en büyük kaldıracıdır.


      Bunun ne kadar hayati olduğunu şu örnekle özetleyebilirim: Zanzibar’ın şu anki Cumhurbaşkanı Dr. Hüseyin Ali Mwinyi, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Türkçeyi konuşabiliyor ve kendini "Yarı Türk" olarak tanımlıyor. Sanıyorum bu bilgi, Türkiye'nin "yumuşak gücünün" nerelere kadar ulaştığını anlatmaya kâfidir.

      Türkiye’nin bölgede geleceği parlaktır. Çünkü biz Afrika’ya sadece diplomatik bir misyonla değil, yüzyılların biriktirdiği bir güvenle gidiyoruz. Çin madenleri alabilir, Batı parmak sallayabilir. Ama "Osmanlı gelseydi..." diyen Tanzanyalının umudu ve "beklenen ülke" olmanın onuru Türkiye’nindir. Bu manevi sermaye, her şeyden daha kıymetli. 

      Bu yazı toplam 55 defa okunmuştur.
      • Yorumlar 0
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Kayseri News | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : 0000 000 00 00