Tezgahlarda “kredi kartı geçerlidir” ibaresinin yaygınlaştığına dikkati çeken Genç, vatandaşın bireysel kredi ve kredi kartı borcunun 6 trilyon 208 milyar liraya ulaştığını, borç artışının büyük bölümünün kredi kartlarından kaynaklandığını vurguladı.
Genç, pazarlarda meyve-sebzenin taksitle satıldığını belirterek, “Yurttaşlar artık sadece pahalıya alışveriş yapmıyor. Aynı zamanda bir ekonomik zincirin tüm yükünü kendi borçlarıyla taşımak zorunda kalıyor” dedi.
CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, pazardaki tabloya ilişkin yaptığı değerlendirmede, artan üretim ve lojistik maliyetlerinin doğrudan fiyatlara yansıdığını ve vatandaşın temel gıda alışverişini dahi kredi kartıyla yapmak zorunda kaldığını belirtti. Tezgâhlarda “kredi kartı geçerlidir” ibaresinin yaygınlaştığını dile getiren Genç, bunun üretimden pazara kadar uzanan zincirdeki maliyet artışlarının sonucu olduğunu ifade etti.
Tarımsal girdilerde dışa bağımlılığa dikkati çeken Genç, gübre ve mazot fiyatlarındaki yükselişin tarladan pazara kadar fiyatları artırdığını ve mevcut tablonun ekonominin gelirle değil borçlanmayla sürdürüldüğünü gösterdiğini kaydetti.
Genç, açıklamasında şunları kaydetti:
“Bugün pazarda çektiğimiz fotoğraflar, Türkiye’de üretimden tüketime uzanan ekonomik zincirin nasıl sıkıştığını açıkça gösteriyor. Tezgahlarda gördüğümüz ‘kredi kartı geçerlidir’ ibaresi bir tercih değil, artan maliyetlerin vatandaşa yansımasının sonucudur. Çiftçi artan gübre ve mazot fiyatlarıyla üretimde zorlanıyor; hal esnafı maliyet baskısı altında; pazarcı yüksek maliyetle aldığı ürünü satmaya çalışıyor; vatandaş ise geliri yetmediği için alışverişi kredi kartıyla yapmak zorunda kalıyor. Yani zincirin tüm halkaları aynı anda sıkışıyor.
“Yılbaşından bu yana vatandaşın borcu 350 milyar lira arttı”
Bugün sistem artık gelirle değil, borçla ayakta tutuluyor. Vatandaşın bireysel kredi ve kredi kartı borcu 6 trilyon 208 milyar liraya ulaşmış durumda. Bu, Türkiye’de yaşayan her bir vatandaşın sırtına ortalama 70 bin liranın üzerinde borç yükü bindirilmesi demektir. Yılbaşından bu yana borç 350 milyar lira arttı, bunun 186 milyar lirası kredi kartlarından geliyor. Yani vatandaş artık borçlanmıyor; özellikle kredi kartına yüklenerek geçinmeye çalışıyor. Bu yüzden kredi kartı artık bir ödeme aracı değil, doğrudan bir geçim aracı haline gelmiştir. Bugün bazı pazarlarda vatandaş meyve-sebzeyi dahi taksitle almak zorunda kalıyor. Bu, bir alışveriş alışkanlığı değil; gelirin temel gıda ihtiyacı bile karşılamaya yetmediğinin açık göstergesidir.
“Tarladaki maliyet artışı hal fiyatına, oradan pazara, en sonunda da vatandaşa yazılıyor”
Zincirin yukarısında ise maliyet krizi büyüyor. Türkiye tarımda kullanılan kimyasal gübre ve mazot hammaddelerinin yaklaşık %90’ınını ithal ediyor. İran savaşının ardından son bir ayda gübre fiyatları %20-26, mazot %22 arttı. Savaş öncesi 16 bin lira seviyesinde olan gübre 20 bin liranın üzerine çıktı. Bu, tarladaki maliyet artışı hal fiyatına, oradan pazara, en sonunda da vatandaşın kredi kartı ekstresine yazılıyor demek.
“Ekonomik zincirin tüm yükünü vatandaşlar taşımak zorunda kalıyor”
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek göreve geldiğinde mazot 19,33 TL idi. Bugün 70 TL’yi aşmış durumda. Bu sadece bir fiyat artışı değil; üretimden taşımaya, depolamadan satışa kadar tüm zincirin yaklaşık 3,5 kat pahalanması demektir. Bugün Türkiye’de ekonomi şu şekilde işliyor; maliyet yukarıda artıyor, yük aşağıya doğru aktarılıyor ve en sonunda sistem vatandaşın borçlanmasıyla ayakta tutuluyor. Yani ekonomi artık üretimle değil, vatandaşın kredi limitiyle dönüyor. Yurttaşlar artık sadece pahalıya alışveriş yapmıyor. Aynı zamanda bir ekonomik zincirin tüm yükünü kendi borçlarıyla taşımak zorunda kalıyor.”





















